Bazı günler vardır; ışık, rüzgâr ve zaman aynı anda gülümser. İşte Özge ve Efe’nin düğün çekimi tam olarak böyle bir gündü. İstanbul’un yeşille iç içe, saklı kalmış güzelliklerinden biri olan Sarıyer Plato, bu iki kalbin hikâyesine sessizce tanıklık etti. Yaprakların arasından süzülen gün ışığı, rüzgârın fısıltısı ve kahkahalarla karışan sevgi… Her karede başka bir duygu, her adımda başka bir anı saklıydı.

Benim için düğün fotoğrafçılığı; sadece poz vermek değil, yaşananları hissetmek, o anın ruhuna karışmak demek. Samimiyetin ve içtenliğin ön planda olduğu bu çekimde, Özge’nin gözlerinde beliren mutluluk, Efe’nin bakışlarında saklanan huzurla birleşti. Birbirlerine dokunduklarında zaman yavaşladı, gülümsemeleriyle dünya biraz daha güzelleşti.

Sarıyer Plato’nun doğal dokusu, ahşap yapıları ve yeşilin binbir tonuyla çevrili atmosferi, bu hikâyeye adeta fon oldu. Gün boyunca süren çekimde, kimi zaman kahkahalara karıştık, kimi zaman sessizliğin içindeki duyguyu fotoğrafa dönüştürdük. Her kare, bir anının mühürü gibiydi; yıllar sonra bile bakıldığında kalpte aynı sıcaklığı bırakacak.

Benim için en kıymetlisi, çekim sonunda çiftlerin yüzünde beliren o tarifsiz mutluluk. Özge ve Efe, yalnızca fotoğraflarla değil; güzel anılarla, dolu bir kalple ve içten bir tebessümle ayrıldılar. Çünkü düğün fotoğrafçılığı, sadece görüntü üretmek değil, bir hatırayı sonsuzlaştırmak demektir.


Eğer İstanbul’da, doğal, samimi ve duygu dolu bir düğün fotoğraf çekimi hayal ediyorsanız; Sarıyer Plato gibi özel mekânlarda, sizi yansıtan karelerle hikâyenizi birlikte yazabiliriz. Çünkü her aşk, anlatılmayı hak eden bir masaldır.
