Bazı sabahlar vardır; İstanbul henüz kalabalığını kuşanmamışken, Boğaz usulca nefes alırken başlar. Küçüksu Kasrı da işte böyle bir sabahta, Ezgi ile Çağrı’nın hikâyesine kapılarını açtı. Taş duvarların yıllardır sakladığı sessizlik, iki kalbin yan yana duruşuyla bozuldu. Ben de fotoğraf makinemle, o anların tanığı oldum. Ezgi’nin gelinliği merdivenlerde süzülürken, Çağrı’nın bakışları Boğaz’a değil, ona dönüktü. […]