Bazı aşk hikâyeleri mevsim tanımaz. Yazın sıcağında başlar, kışın karında yürümeye devam eder. Songül ve Zafer’in hikâyesi de tam olarak böyle… İstanbul sokaklarında, taş duvarların ve zamanın izlerini taşıyan binaların arasında başlayan bu düğün çekimi, aslında güneşli bir yaz gününde yapıldı. Ama bugün baktığımızda, kar taneleri sessizce omuzlarına düşüyor; şehir susuyor, aşk konuşuyor.
Bu karelerde sadece iki insan değil, bir şehrin hafızası yürüyor. Karla örtülmüş kaldırımlar, eski İstanbul binaları, adımların altında ezilen sessiz bir mutluluk… Yapay zekâ teknolojisi sayesinde yazın çekilen bu düğün fotoğrafları, kışın en saf hâline dönüştü. Ama mesele sadece kar eklemek değil; mesele duyguyu bozmadan, hikâyeyi büyütmek.
Yapay zekâ, düğün fotoğrafçılığında artık bir “efekt” değil, bir anlatı dili. Songül’ün zarif gelinliği karın beyazıyla konuşuyor, Zafer’in adımları daha kararlı, daha güçlü görünüyor. Yazın sıcaklığı gitmiş olabilir ama yerini daha derin, daha sakin bir romantizm almış.
Bu teknoloji sayesinde çiftler, tek bir çekimle birden fazla mevsimi yaşayabiliyor. Yazın rahatlığıyla çekilen kareler, kışın masalsı atmosferine dönüşebiliyor. Üstelik bunu yaparken çiftlerin yüz ifadeleri, samimiyetleri, birbirlerine olan bakışları hiç değişmiyor. Çünkü aşk zaten orada; yapay zekâ sadece fonu değiştiriyor.
Gelin hanımın gelinliği Look Hours Bridal Studio, çok şık ve sade bir model. Buradan da teşekkürlerimi iletiyorum.
Fotoğrafların yapay zeka olduğuna inanmayanlar için de çektiğimiz videoyu buraya bırakıyorum. : )

İstanbul sokak çekimi, her zaman sürprizlerle doludur. Bir köşe başında geçmiş, bir merdivende gelecek durur. Kar yağdığında ise şehir başka bir dile geçer. Songül ve Zafer’in el ele yürüyüşü, bu dilin en sade cümlesi gibi. Ne acele var ne de gürültü. Sadece iki insan ve onları saran bir hikâye.
Benim için düğün fotoğrafçılığı, sadece güzel kareler üretmek değil; çiftlerin o günü içlerinde tekrar yaşayabilecekleri anılar bırakmak. Çekim bitip de “iyi ki” dediklerinde, işte o zaman fotoğraf tamamlanıyor. Songül ve Zafer de çekimden ayrılırken yüzlerinde o tanıdık gülümsemeyle gittiler: huzurlu, mutlu ve hikâyeleri emanet edilmiş gibi.

Bugün düğün fotoğrafçılığı, sadece objektif ve ışıkla sınırlı değil. Yapay zekâ, doğru ellerde kullanıldığında, anıyı daha da derinleştiren bir araç hâline geliyor. Mevsimleri değiştirebiliyor, atmosferi zenginleştiriyor ama duyguyu asla gölgelemiyor.
İstanbul düğün fotoğrafçısı olarak amacım, her çiftin hikâyesini kendine özgü bir dünyaya dönüştürmek. Kimi zaman yazın sıcaklığında, kimi zaman kışın sessizliğinde… Ama her zaman samimi, içten ve gerçek.