Adile Sultan Kasrı’nın yüksek tavanlarında yankılanan sessizlik, o gün iki kalbin aynı ritimde atmasına yer açtı. Miray ve Fatih, İstanbul’un hafızasında derin izler bırakan bu zarif kasırda, yalnızca fotoğraf çektirmedi; bir hikâyenin içine yürüdüler. Avizelerin altından süzülen ışık, taş duvarlara çarpıp geri dönerken, aşkın sade ama güçlü hâlini görünür kıldı.

Miray’ın adımları hafifti, sanki yerle teması geciktiriyordu. Fatih ise yanında, kararlı ama yumuşak… Birbirlerine baktıklarında kelimeler gereksizleşti. Bazen bir gülümseme, bazen küçük bir el hareketi, bazen de sessiz bir kahkaha yetti. Adile Sultan Kasrı’nın salonlarında dolaşırken zaman büküldü; geçmişle bugün, fotoğraf karelerinde aynı anda nefes aldı.

Benim için düğün fotoğrafçılığı tam da bu noktada başlıyor. Poz vermekten uzak, hissetmeye yakın… Samimi, içten, gerçek. Çiftlerime “mutlu olun” demiyorum; zaten mutluluk, doğru anda deklanşöre basıldığında kendiliğinden kadraja giriyor. Miray ve Fatih de çekim boyunca kendileri oldular. Dans eder gibi yürüdüler, gülerek sustular, susarak anlaştılar.

Adile Sultan Kasrı düğün fotoğraf çekimi, İstanbul’da zarafet arayan çiftler için eşsiz bir durak. Doğal ışığı, simetrik mimarisi ve tarih kokan atmosferiyle her kareye derinlik katıyor. Miray ve Fatih çekimin sonunda yalnızca güzel fotoğraflarla değil, içleri hafiflemiş, yüzleri gülerek ayrıldılar. Çünkü iyi bir düğün fotoğrafı, yalnızca bakılan değil, hissedilen bir anıdır.

Eğer siz de İstanbul’da düğün fotoğrafçısı arıyor, Adile Sultan Kasrı’nda zamansız, sıcak ve gerçek bir hikâye istiyorsanız; birlikte yürüyebiliriz. Ben anlatırım, siz yaşarsınız.

Bir yanıt yazın